20 Nisan 2008 Pazar

NAZAR NEDİR?

Nazarı değen kişiler ve özellikleri, nazar değme olayı, insanla-mal, mülkle, hayvanla ilgili nazar ve nazarlıklar, nazara karşı alınan tedbirler, uğurlu olduğuna inanılan muska vb. nazara karşı kullanılan takılar, nazara karşı söylene sözler, kurşun dökme-tuz çevirme-tütsü yapma gibi nazara karşı uygulamalar.
Hz. Aişe (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.s), akşam olup yatağına uzanmak istediği zaman hemen her gece iki avucunu birleştirip onlara üfleyerek ihlas, nas ve felak surelerini okur, üfler, önce başına ve yüzüne sürmeye başlar, sonrada iki elini bedeninden dokunabilecek her yerine sürer ve bunu üç defa tekrar ederdi. Resulullah (s.a.s) efendimiz: "Göz Değmesi Haktır" buyurmuşlardır.
Nazarı değen kimse, hatta herkes, beğendiği bir şeyi görünce Maşaallah demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Nazar değen kimseye şifa için: Ayetel Kürsi, Fatiha, Felak, Nas ve Nün süresinin son ayetinin okunması zikredilmiştir.
Hastalıkların maddi olduğu kadar manevi sebepleri de vardır.Allah Rasulu "Nazar haktır" buyuruyor. Yani bazı insanların bakışlarının maddi ve manevi yapıları üzerinde olumsuz etki yapması bir gerçektir. Bundan Allah'a sığınmalıdır. Yine Allah Rasulu: "Eğer kaderi geride bırakabilecek bir şey varsa o da gözdür" buyurmuştur. Nazar değmesi vardır ve gerçektir. Bazı insanlar bazi gösterişli insana ve mala, yahutta herhangi birşeye hased ve ihtirasla baktıklarında gözleri değebilir, bunun neticesi olarak da o insan yahut o şey sihhatini kaybeder, hatta ölebilir de. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz buna isaret ederken söyle buyurmustur:"Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar.
Bunun çaresi, bakanların hasedlerini çekecek bir gösterişten uzak olmak, etrafın hasret duymasina vesile olacak görünüş ve hallerden uzak bir hayat içinde yaşamaktır. Böyle çevrenin durumuyla uygun bir tutum içinde olunursa kimse hasedle, hasretle bakmaz. Bakmayınca da göz değmesi nazar olmaz. Bununla beraber göz değmesinin sosyal bir kaynaşmaya da sebeb oldugunu söylemek mümkündür. Bundan korkan insanlar, çevrenin hased ve hasretine sebeb olacak çok gösterişli giyim ve tutumdan uzak kalırlar, birbirine yakın bir hayatı ortaklaşa hased duymadan yaşayabilirler.Bunun içindir ki, dikkati çeken güzel seylerin üzerine çirkinleştirici şeyler takarlar, göz değmesini gerektirmeyecek çirkinliğe bürürler. Insanlar baktıkları güzel şeylere “Maşaallah” demeli, Allah’a nisbetle bundan daha güzelinin yaratılmasının işten bile olmadığını hatırlayarak hasretle bakmaktan uzak kalmalılar.
Nazar Boncugunun Faydasi Var mı?
İslâm’dan önceki devirlerde nazar boncuklarında bir kuvvet ve kudret var zannedilir, bu zan sebebi ile çocuklarin omuzlarına nazar boncukları takılır, bu boncuklar nazarı önler kabûl edilirdi. Halbuki, nazar boncuğu denen renkli taşlar ve benzeri askılar, birer maddedir. Maddenin ise kendisinde ne bir zararı önleme, ne de dâvet etme kudreti vardır. Iyiliği de, kötülüğü de veren Allah’tır. Kullar kendi tutumlarıyla ya iyilipe, ya da kötülüğe lâyık olurlar. Nazar boncuğu bu durumu ne önleyebilir, ne de dâvet edebilir. Işte bunun içindir ki âlimlerimiz, bu anlamda nazar boncuğu takmanın şirk oldugunu bildirmişlerdir. Özetleyecek olursak, diyebiliriz ki:
Çocukların omuzbaşlarına takılan boncuklar ne bir kaza ve belâyi önler, ne de bir iyilik ve kötülüğe sebeb olur. Burada akla söyle bir soru gelmektedir:
Madem ki öyle, dindarlar neden çocuklarına nazar boncukları takıyor, boncuklar asıyorlar? Bu şirk olmuyor mu?
Dindarlar, nazar boncuğu gibi şeyleri takarken boncuğun kendinde bir kudret olduğuna inanmıyorlar. Belki bütün kuvvet ve kudretin yegâne sahibi olan Allah, bunlar bahanesiyle çocuğumuzu korur, nazar gibi âfetlerden muhafaza eder, inancıyla asıyorlardir. Bu sebeple, bu şirk olmaz. Ancak mekruh olur, tavsiye edilmeyen bir alışkanlık sayılır.
Bundan dolayıdır ki, birçok fikih kitaplarinda bu mevzuda söyle tavsiyede bulunulmaktadir:
Erkek çocuklariniza gümüşten, kızlarınıza da altindan “Mâşâallah” yazılı askılar asın. Böylece hem erkeklere gümüş, kızlara altın takının uygun oldugunu ifade etmiş olursunuz, hem de “Mâşâallah” kelimesiyle (Allah dilerse bundan daha güzelini, daha iyisini yaratabilir,) demiş olur; göz değmeyi gerektirecek bir durum olmadığını da hatırlatmış sayılırsınız. Bahsimizi Bediüzzaman Hazretleri’nin eserlerinden aldığımız bir cümle ile bağlamak istiyorum.
Bâzan kelâm küfür görünür, ama sahibi kâfir olmaz.
Demek ki mü’minlerin bazi söz ve hareketleri küfür gibi görünürse de mü’mini kâfir yapmaz. Zira iyi niyeti, mâsum maksadi onu küfür görünen hareketin vebalinden kurtarır.